Şafak Vakti Çalınan O Kapı: Moncada’nın Mirası

Tarih, bazen en büyük zaferlerini en ağır yenilgilerin küllerinden doğurur. Bundan tam 73 yıl önce, 26 Temmuz 1953’ün puslu şafak vaktinde Küba’nın Santiago şehrindeki Moncada Kışlası’nın kapısına dayanan bir avuç genç, askeri bir zafer kazanacaklarından emin değillerdi belki. Ancak bildikleri bir şey vardı: Diktatör Batista’nın gölgesinde nefessiz kalan bir ülkeye yeni bir soluk, bir isyan çığlığı gerekiyordu.

Fidel Castro ve yoldaşlarının Moncada Kışlası’na düzenlediği baskın, askeri strateji kitaplarına göre tam bir başarısızlık hikayesidir. Sayıca az, silahça yetersiz bir grubun, adanın en büyük ikinci askeri üssünü ele geçirme girişimi saatler içinde kanla bastırıldı. Kışlanın duvarları kurşun delikleriyle dolarken, devrimcilerin büyük kısmı ya orada can verdi ya da sonrasında ağır işkencelerle katledildi. Fidel ve Raul Castro ise parmaklıklar ardına gönderildi.

Dışarıdan bakan bir göz için hikaye burada bitebilirdi. Ancak Moncada, askeri bir yenilgi olsa da siyasi ve sosyolojik bir dönüm noktasıydı.

Batista rejimi, o gün kışla duvarlarının ardında uyguladığı vahşetle kendi sonunu hazırlayan ahlaki çöküşün ilanını yaptı. Fidel Castro ise yargılandığı mahkeme salonunu bir savunma kürsüsüne değil, bir devrim manifestosunun doğuş yerine çevirdi. O meşhur, “Beni cezalandırın, önemli değil. Tarih beni beraat ettirecektir!” sözü, sadece mahkeme duvarlarında yankılanmadı; Küba halkının kalbinde bir umut ışığı yaktı.

Moncada Baskını, Küba halkına diktatörlüğün yenilmez olmadığını değilse bile, onunla savaşacak bir iradenin var olduğunu gösterdi. Nitekim o gün yenilen o gençler, hapisten çıktıktan sonra Meksika sürgününde Che Guevara ile buluşacak, Granma gemisiyle adaya dönüp Sierra Maestra dağlarında o yarım kalan şarkıyı tamamlayacaktı. Küba Devrimi’ni zafere götüren örgütün adının “26 Temmuz Hareketi” olması tesadüf değildir; çünkü zaferin tohumları o temmuz sabahı Moncada’nın toprağına düşmüştü.

Bugün 26 Temmuz. Küba’da “Ulusal İsyan Günü” olarak anılan bu tarih, bize statükonun en güçlü göründüğü anlarda bile değişimin bir kıvılcıma baktığını hatırlatıyor. Moncada’nın mirası, sadece Küba tarihinin bir yaprağı değil; adaletsizliğe karşı açılan bayrakların, en karanlık gecede bile şafağı zorlayanların zamansız öyküsüdür.

Çünkü tarih, cesaret edenleri her zaman beraat ettirir.

Hakan ŞEHREMAN