İşbirlikçi gerici-faşist karması diktatörlüğün çeyrek yüzyıldır uyguladığı ekonomik politikalar; başta işçi sınıfı, emekçiler, emekliler olmak üzere milyonlarca insanı açlığa ve sefalete sürükledi.
Gerici-faşist karması diktatörlük, on yıllardır ABD emperyalizmi ve onun Ortadoğu’daki ileri karakolu İsrail’in en sadık işbirlikçilerinden biri olmaya devam etmektedir. Dün Irak’ta, Libya’da, Suriye’de, Gazze’de ve Lübnan’da; bugün ise İran’da Müslüman halklara ve devletlere karşı emperyalizmin sürdürdüğü savaşlarda ve yıkım politikalarında işbirlikçi gerici-faşist karması diktatörlük, emperyalizmin en sadık destekçisi olmuş ve olmaya devam etmektedir.
İşbirlikçiliğin gereği olarak ülkemizdeki NATO ve Amerikan üsleri, Müslüman halkların üzerine bomba yağdırılmasında lojistik ve saldırı üssü olarak kullanılmış, kullanılmaya da devam etmektedir.
Bu gerçeğin farkına varan ve uzun yıllardır ülkemizde gerici ve faşist partilerin toplumsal tabanını oluşturan dindar ve mütedeyyin yığınlar, diktatörlüğün işbirlikçi politikalarından rahatsızlık duymaya başlamıştır. Diktatörlük hızla toplumsal tabanını kaybetmiştir. Bunun en büyük kanıtı ise 31 Mart 2024 tarihinde yapılan Yerel Yönetim Seçimleridir.
Toplumsal tabanını kaybeden ve toplumsal rıza üretme konusunda sıkışan gerici-faşist karması diktatörlük ve onun otokrat lideri, uzun zamandır yeni ittifak arayışındadır. Otokratın bu arayışta çok da zorlanmadığını ve tarihsel deneyimlerin izini takip ederek sosyal demokratlara ulaştığını bir kez daha görüyoruz.
Otokrat Erdoğan, 13 yıldan fazla süre boyunca “rakibi” olan CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, CHP Genel Kurulu’nda kaybettiği genel başkanlığı emrindeki mahkemeler aracılığıyla geri vermeyi vaat etti.
Yeni ittifakın parçası hâline gelen Kılıçdaroğlu ise, koltuk karşılığında gerici-faşist karması diktatörlüğün bütün suçlarına ortak olmaya ne kadar teşne olduğunu ortaya koydu. Mahkeme marifetiyle elde ettiği genel başkanlık makamını korumak için CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, CHP milletvekillerine ve üyelerine karşı; otokratın izni ve onayıyla devletin zor aygıtlarını devreye sokan büyük bir saldırı başlattı.
Bugün, tatil günü olmasına rağmen sabahın erken saatlerinde; suç ortağı milletvekillerinin önderliğinde, pavyonlardan devşirildiği iddia edilen bodyguardlar ve polislerle CHP Genel Merkezi’nin kuşatılmasını ve genç-yaşlı partililerin yerlerde sürüklenmesini evinden yönetti.
Muhteris Kılıçdaroğlu, koltuk uğruna milyonlarca insanın kendisinden nefret etmesini ve ait olduğu Alevi-Kızılbaş inancına göre “düşkün” ilan edilmeyi dahi göze aldı.
Bu tercihte elbette Kılıçdaroğlu’nun kişisel özelliklerinin etkisi vardır. Ancak kişisel özellikler, sınıfsal niteliğin üzerini örtmemelidir. Kılıçdaroğlu; sosyal demokratların tarihsel ve sınıfsal kararsızlığının, ikircikliğinin ve kaypaklığının en belirgin örneklerinden birini oluşturmaktadır.
Komünistler açısından Kılıçdaroğlu vakası şaşırtıcı değildir. Komünistler; sosyal demokratları 2. Enternasyonal’den, Birinci Paylaşım Savaşı’ndan ve Avrupa’da yükselen faşizm döneminden tanımaktadır.
Ülkemizde ise sosyal demokratlar; 12 Mart cuntasına başbakan vermiş, aynı dönemde DİSK’in kapatılmasına ve Deniz Gezmişler’in idam kararına gerici ve faşist partilerle birlikte onay vermiştir. Bugün de gelecekte iktidara gelmek uğruna yönlerini gerici ve faşist partilere çevirmekten geri durmamaktadırlar.
Ülkemizin içinden geçtiği diktatörlük döneminde komünistler olarak; diktatörlük karşıtı en geniş güçlerle, komünist ilkelerimize ve örgütsel yapımıza halel getirmeden eylem birliği yapacağız. Özellikle CHP ile ortak eylem ve etkinliklerde, yukarıda belirttiğimiz sosyal demokrat özelliklerin ve sınıfsal niteliklerin her zaman aklımızda olacağını ifade ediyoruz.
Tüm bunlara karşın; CHP Genel Merkezi’nin bodyguardlar ve polis tarafından basılmasını, CHP üyelerine yönelik şiddet uygulanmasını kınıyoruz.
İşbirlikçi ve “düşkün” Kılıçdaroğlu’ndan bu saldırganlığın hesabını emekçi CHP üyelerinin soracağına olan inancımızla, saldırıya uğrayan CHP üyelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
24.05.2026
TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ – SAVAŞ YOLU