MEHMET BOZIŞIK’I (İSA YOLDAŞ) ANIYORUZ

Devlet kayıtlarında Mehmet Bozışık, işçiler ve yoldaşlarının “Boz Mehmet” diye seslendiği, partimizin kayıtlarında ise “Partimizin oğlu İsa Yoldaş”ın sonsuzluğa yürüyüşünün 28. yılında kendisini saygıyla anıyoruz.

İSA YOLDAŞ’IN KISA YAŞAM ÖYKÜSÜ

Nüfus cüzdanındaki kayıtlara göre 21 Eylül 1901’de, o zamanlar Osmanlı vilayeti olan, bugün ise Yunanistan’a bağlı Kavala’da doğmuştur. Komünizmle ilk tanışması 1918 senesinde doğduğu şehirdeki tütün atölyelerinde olur.

Kendi anlatımıyla: “Kardeşimle tütün işçiliği yaparken Yunanistan’da iki sendika vardı. Biri ‘sarı’, diğeri ‘kızıl’ sendika. Bizi kızıl olanına, yani Tirona’ya aldılar. O yıllarda Yunanistan Komünist Partisi yeni kurulmuştu ve sendika da partiye bağlıydı.” İsa Yoldaş henüz 17 yaşındadır ve sınıf savaşımının çileli, onurlu yolu böylece başlar.

1924 yılında Boz Mehmet, ailesiyle birlikte “mübadil” olarak Türkiye’ye göçe zorlanır. İsa Yoldaş Türkiye’de de tütün işçiliği yapmaya devam eder. Kardeşi Salih, o yıllarda Türkiye’de Yaprak Tütün İşçileri Cemiyeti’nin kurucusu olur. Bu cemiyete Boz Mehmet de üye yazılır. 17 Eylül 1927 tarihinde hemşehrisi Çakır Hasan’ın aracılığıyla partimiz Türkiye Komünist Partisine (TKP) katılır.

İsa Yoldaş, 1927 yılında Türkiye Komünist Partisinin Sovyet Devrimi’nin 10. yılında yayımladığı ve işçilerin sosyalist devrimden kazanımlarını içeren bildiride yer alan çağrıya uyarak bir gün iş bırakır. Bu, İsa Yoldaş’ın parti üyesi olarak gerçekleştirdiği ilk eylemdir. Bu eylemden sonra son nefesine kadar partimizin savaşeri ve önderi olarak yaşamını sürdürür.

İsa Yoldaş ilk olarak 17 Ağustos 1928 tarihinde tutuklanır ve burjuvazinin hapishanesiyle tanışır. Suçu ise Amerikan tütün şirketi aleyhinde işçilere bildiri dağıtmaktır. Tutukluluğu sırasında Sultanahmet Cezaevinde parti yöneticileri ile tanışır.

İsa Yoldaş, 1932 yılının Şubat ayında Zeki Baştımar Yoldaş’ın Haliç Defterdar’daki evinde toplanan TKP 4. Kongresi’nde Parti Merkez Komitesine seçilir. Bir yıl sonra Samsun’a parti görevlisi olarak gönderilir. 1936 yılında Samsun’da tutuklanır ve 4 yıl hapis cezasına çarptırılır. Cezaevi sürecinin ardından mahkemeye hakaretten yargılanır ve 78 günlük ek bir ceza daha alır. Bu cezayı çekmek istemeyen İsa Yoldaş firar ederek İstanbul’a gelir. Ancak İstanbul’da yakalanarak cezasını çekmek üzere yeniden Samsun’a gönderilir.

İsa Yoldaş, 1940’lı yıllarda defalarca tutuklanır, ceza alır ve sürgüne gönderilir. 1943 yılında Kırşehir’in Mucur ilçesinde sürgün hayatı sürdürdüğü dönemde Partinin emrine uyarak firar eder ve İstanbul’a gelir. İsa Yoldaş, 1936 yılında Komintern tarafından partimiz hakkında alınan desantralizasyon kararının iptaliyle, parti örgütlerinin hızla ayağa kaldırılması mücadelesinde yerini alır.

1948 yılında Türkiye Sosyalist Emekçi Köylü Partisi faaliyetlerinden dolayı tutuklanarak 4 yıl ceza alır. 1950 yılında burjuva hükümetinin çıkardığı afla serbest kalmasına rağmen özgürlüğü uzun sürmez. 1951 Ekim ayında başlayan ve “51 Tevkifatı” adıyla tarihimize geçen, o tarihe kadar partimize yönelik yapılmış en kitlesel tutuklamalarda İsa Yoldaş da yakalanır. Yıllara yayılan işkence ve gözaltı sürecinin sonunda yapılan yargılamalarda 7 yıl 6 ay hapis ve 3 yıl Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde sürgün cezasına çarptırılır.

İsa Yoldaş, partimizin maruz kaldığı hemen hemen tüm polis baskınlarında tutuklanmış ve ceza almıştır. Toplamda 9 kez tutuklanan İsa Yoldaş, hayatının 16 yılını hapishanelerde geçirmiş, 10 yıla yakın da ülke içinde sürgün yaşamıştır. 12 Eylül Askeri Faşist Darbesinden sonra da tutuklanmış, ardından serbest bırakılmıştır. Serbest kaldıktan sonra ise 9 yıl Demokratik Almanya, Sovyetler Birliği ve Norveç’te sürgün hayatı yaşamıştır.

22 Eylül 1989 tarihinde TBKP’nin yasal kuruluşu amacıyla ülkeye dönmüştür. TBKP’nin kapatılması sonrası Sosyalist Birlik Partisi ve Birleşik Sosyalist Parti’nin kuruluşlarında yer almıştır. Daha sonraki yıllarda likidasyona son verme mücadelesinin hep içinde olmuş, ölümüne kadar da Ürün Sosyalist Dergisi kolektifi içinde yer almıştır.

Yukarıda yazdıklarımız, İsa Yoldaş’ın 81 yıllık sınıf savaşımının ve 70 yıllık partili yaşamının kuru tarih bilgisinden ve rakamlardan ibaret olan kısmını anlatmaktadır. Oysa o uzun, komünist ilke ve ülkülere bağlı yaşamın sadece rakamlardan ibaret olmadığını biz komünistler çok iyi biliriz.

Bizler biliriz ki komünist yaşam uğruna ödenen bedeller; sadece burjuva saldırısı sonucu hapishane, sürgün, işkence ya da burjuva kolluk kuvvetlerinin tabancasından çıkan kör bir kurşunla yaşamın son bulması değildir. Bu kadarı, katlanılması çok daha kolay bedellerdir. Komünist birey, bunların çok ötesinde, çok daha büyük mücadelelerin tam ortasındadır.

Bir komünist, burjuvazinin ideolojik saldırısı karşısında her gün kendisini tekrar ve tekrar sınamak zorundadır. Kendisiyle amansız bir mücadeleye girmek, her gün kendisini yeniden örgütlemek, gerektiğinde açlığa ve kapkara yalnızlığa katlanmak, tüm bunları yaşamın olağan bir parçası olarak kabullenmek, komünist olduğu için işsizliğe, yoksulluğa ve açlığa mahkûm olmak ve buna bir ömür boyu katlanmak zorundadır… Tüm bunların üstüne bir de likidasyon koşullarında hayata gözlerini yummanın acısına katlanmaktır.

Şair Metin Demirtaş’ın dediği gibi:

“Havasız koğuşlara alışılır, Yatılır of demeden hücrelerde. Hiçbir şey öldürmez insan yüreğini, Öldürür eğilmek bir ekmek uğruna Üç kuruşluk adamlar önünde.”

Ya da Zülfü Livaneli’nin seslendirdiği ünlü şarkıda belirtildiği gibi; karanlık dehlizlerden bir başına geçer komünist, yüreği tutuşarak:

“Susarlar, sesini boğmak isterler. Yarımdır, kırıktır sırça yüreğin. Çığlık çığlığa yarı geceler, Kardeşin duymaz, el oğlu duyar.”

Yukarıda anlatılanların hepsini partimizin üyeleri bir biçimde yaşadı. Ama bunu en uzun yaşayanlardan birisi de hiç kuşkusuz İsa Yoldaş idi: Mübadil olarak geldiği ülkede, daha beşinci ayında işçi haklarını savunduğu için patron ve adamları tarafından öldüresiye dövülüp işten atılma… Birlikte tutuklandığı kardeşi ve yoldaşı Salih’i burjuva zindanlarında kaybetme ve tüm ömrü boyunca kardeşinin akıbetinin izini sürmeye çalışma… Seksenine yakınken burjuvazinin siyasal polisi tarafından sorguya çekilme… On yıllar sonra bir çocuğunun varlığından haberdar olma…

İsa Yoldaş, bir komünistin hayatta karşılaşabileceği tüm zorluklarla karşılaştı ve hepsinin komünist onuruyla üstesinden gelme iradesini ortaya koydu.

İsa Yoldaş bizlere direngenliğin ve komünist militanlığın en güzel örneğini bıraktı.

İsa Yoldaş’ın savaşarak bizlere emanet ettiği parti bayrağımız, bugün her yaştan kadın ve erkek yoldaşın omuzlarında yükseliyor.

İsa Yoldaş’ın komünist anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.

YAŞASIN PROLETARYA ENTERNASYONALİZMİ!

YAŞASIN TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ!

27.08.2026