Bugün Fidel Castro’nun doğum günü. Castro, Soğuk Savaş döneminin en dirençli devrimcisi olmasının yanı sıra, Karayipler’deki küçük bir ada ülkesi olan Küba’yı yarım asır boyunca dünya siyasetinin merkezinde tutmayı başarmış istisnai bir liderdir.
Castro’nun siyasi çizgisi, yalnızca bir iktidar mücadelesi değil, aynı zamanda Batı hegemonyasına karşı inşa edilmiş anti-emperyalist bir doktrindi. 1953’teki başarısız Moncada baskınının ardından yaptığı efsanevi “Tarih Beni Beraat Ettirecektir” savunmasıyla vizyonunu ortaya koydu. 1956’da Granma yatıyla adaya dönüp başlattığı gerilla savaşı, 1959’da Havana’ya girişiyle zafere ulaştı ve yoksul Latin Amerika halkları için yeni bir sembol haline geldi.
Castro yönetimindeki Küba; sağlık, eğitim ve sporu kamusal birer hak olarak gördü. Okuma-yazma seferberliğiyle okuma oranını %100’e yaklaştırdı ve dünya çapında parasız bir sağlık sistemi kurdu. Ayrıca Angola’dan Mozambik’e kadar anti-sömürgeci mücadelelere destek vererek ve dünyanın dört bir yanına doktorlar göndererek küresel güney ile güçlü bir enternasyonalist dayanışma ağı oluşturdu.
Küba Devrimi’nin ABD’nin hemen yanı başında gerçekleşmiş olması, Washington yönetimi için her zaman kabul edilemez bir tehdit olarak görüldü. Bu durum, siyaset tarihinin en sıra dışı suikast ve sabotaj girişimlerine yol açtı. Küba istihbarat kayıtlarına göre CIA ve Washington destekli gruplar, Fidel Castro’ya yönelik 600’den fazla suikast planı hazırladı.
Bu suikast girişimleri zaman zaman bir ajanın yapacağı sıradan bir silahlı saldırının çok ötesine geçerek absürt denebilecek yöntemlere dönüştü. Castro’nun zehirlenmesi için çikolatalı milkshake’ine zehirli kapsül yerleştirilmesinden, dalış yapmayı sevdiği bilindiği için zehirli dalış giysisi veya içine patlayıcı konulmuş deniz kabuğu hazırlanmasına kadar pek çok plan devreye sokuldu. Hatta Castro’nun ünlü sakalını dökerek imajını zedelemeyi hedefleyen kimsayallar kullanma ya da zehirli ve patlayıcı purolar üretme fikri gibi onlarca sıradışı yöntem denendi. Ancak bu planların hiçbiri amacına ulaşamadı ve Castro hepsinden sağ çıkmayı başardı.
Fidel Castro, tek partili rejim ve siyasi kısıtlamalar nedeniyle yoğun eleştirilere de maruz kaldı. Ancak onu tarihsel olarak benzersiz kılan şey; devasa bir küresel gücün burnunun dibinde, ağır ambargolara, yüzlerce suikast girişimine ve Sovyetler Birliği’nin çöküşü gibi ağır krizlere rağmen kendi çizgisinde tavizsiz kalabilme iradesidir. Doğum gününde Castro’yu hatırlamak, bağımsızlık ve direnç kavramlarının siyasetteki karşılığını yeniden düşünmektir.
TKP Savaş Yolu

