Türkiye işçi ve sendika hareketinin, demokratik sınıf ve kitle sendikacılığı önderlerinden, DİSK ve Türkiye Maden-İş Sendikası’nın Genel Başkanı Kemal Türkler’i faşist çeteler tarafından katledilişinin 46. yılında sevgi ve saygıyla anarken, bize devretmiş olduğu savaşım bayrağını daha da yükselteceğimize olan inancımız ve kararlılığımızla ölümsüz anısı önünde saygıyla eğiliriz.
Kemal Türkler, bilinçli yaşamının tamamını işçi sınıfının sınıf ve kitle sendikacılığı ilkeleri temelinde sürdürdüğü mücadeleye; işçi sınıfının daha iyi bir çalışma ve daha iyi yaşam koşullarına kavuşmasına adadı. 22 Temmuz 1980 tarihinde sabah saat 9.00 sularında evinin önünde, eşi ve çocuklarının gözü önünde paramiliter faşistler tarafından öldürüldü.
Kemal Türkler’in katledilmesinin üzerinden yarım asra yakın bir zaman geçmesine rağmen cinayetin emrini veren güçler hâlâ gün yüzüne çıkarılmadı. Burjuvazi iktidarda kaldığı sürece cinayetin emrini verenler ortaya çıkarılmayacaktır. Biz komünistler için cinayetin emrini veren burjuvazi, onun iktidarı ve karanlık güçleridir.
Kemal Türkler’in öldürüldüğü haberi T. Maden-İş’in örgütlü olduğu fabrikalara ulaştığında, Türkiye Maden-İş Sendikası üyesi yaklaşık 90 bin işçi direnişe geçti. Ertesi gün DİSK ile Türk-İş üyesi olan ve örgütsüz yüz binlerce işçi ve emekçi tüm ülkede yas ilan etti. Bütün ülkede şalterler indi ve yaşam durdu. 24 Temmuz 1980 tarihinde DİSK’in Merter’de bulunan genel merkezinde katafalka konan naaşı; yüz binlerce işçi, memur, emekçi, aydın ve öğrenci tarafından ziyaret edildi. 25 Temmuz 1980 tarihinde sıkıyönetim tarafından dört bin kişi ile sınırlandırılmak istenen cenaze töreni, asker ve polisin kurduğu barikatların cenazeye katılmak isteyen kitle tarafından aşılması sonrasında üç yüz bin kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. İstanbul Aksaray Meydanı ve Topkapı Mezarlığı’na açılan tüm cadde ve sokaklar işçi ve emekçiler tarafından zapt edildi.
Kemal Türkler, işçi ve sendika hareketimizin bugüne kadar tanıdığı en karizmatik lideriydi. Bu liderlik, hak edilmiş bir tarihsel gerçektir. Kemal Türkler’i karizmatik lider yapan özellikler nelerdi? Birincisi; her aldığı kararı sonuna kadar uygulama iradesi ve hiçbir yılgınlığa izin vermeden ölümü göze alan savaşkan kişiliğiydi. Sendika lideri olduğu dönem boyunca işçi sınıfının sermayeye karşı fabrika düzeyinden başlamak üzere her yığınsal başkaldırışında, sadece karar ve yönetme sürecinde değil, bizzat her direnişin ve başkaldırının içinde fiziki olarak var oldu ve en önde dövüştü.
Kavel Direnişi, Arçelik ve Paşabahçe grevleri gibi birçok direnişte işçilerin arasındaydı. 1961 Saraçhane Mitingi, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi, 1975 Demokratik Hak ve Özgürlükler İçin Mücadele Mitingleri ile 1976 yılında 1 Mayıs’ın üzerindeki 51 yıllık yasağın kaldırılması kararının alınmasında Kemal Türkler’in rolü yadsınamaz. 1977 1 Mayıs’ında karanlık güçler alana kurşun yağdırırken Kemal Türkler işçi sınıfının kürsüsünde yerini aldı. 1978-1979 yığınsal 1 Mayıs miting ve gösterilerinde de Kemal Türkler’in iradesini kimse yadsıyamaz. Taksim Meydanı’na “1 Mayıs Alanı” ismini Kemal Türkler koydu. Yine 1976 DGM direnişlerinde, MESS’e karşı Türkiye Maden-İş Sendikasının yürüttüğü grevlerde ve 1970’li yıllarda aklınıza gelebilecek her direniş ve eylemde Kemal Türkler en önde yer almıştır.
İkincisi; Kemal Türkler her tarihsel uğrakta, her yol ayrımında tarihsel ve toplumsal ilerleme güçlerinin safında yer aldı. Taraf olduğu toplumsal ilerleme güçlerine açıktan ve kararlı desteğini ilan etmekten, bunu tüm gücüyle savunmaktan geri durmadı. Kemal Türkler ileriyi gören, zeki ve sağduyulu bir kişiliğe sahipti. 31 Aralık 1961’de Saraçhane’deki ilk işçi mitinginde kürsüde yerini aldı. 1961 yılında Türkiye İşçi Partisi’nin kurucularındandı. 1967 yılındaki Türk-İş ve DİSK ayrımında DİSK’ten yana tavır koydu ve yeni konfederasyonun liderliğini üstlendi. 1973 genel seçimlerinde 12 Mart faşist cuntasına karşı sosyal demokrasinin kazanması için sosyal demokratlarla güç birliği yapma zorunluluğu kendisini dayatınca, cesaretle DİSK üyelerini CHP’ye oy vermeye çağırdı. Sosyal demokrasi ve sosyalizm ayrımında sosyalizm saflarında yer aldı. 1975 yılında yapılan DİSK’in 5. Genel Kurulu’nda DİSK için önemli uğrak ve dönüm noktası sayılabilecek kararlar alınırken (ki bu kararlar DİSK’in sınıf ve kitle sendikacılığı anlayışının biçimlenmesidir) günün koşullarını ve toplumsal hareketin yönünü iyi değerlendirerek DİSK’te var olan Türkiye Komünist Partisi kadrolarından yana tavır koydu. 1977’de UDC (Ulusal Demokratik Cephe) çağrısına karşı DİSK yönetiminin karşı çıkması ve karşı propaganda yürütmesi üzerine Kemal Türkler, UDC çağrısını tek başına üstlenme kararlılığı gösterdi. DİSK’in 6. Genel Kurul sürecinde başkanlık koltuğuna sarılmadı; kariyerist bir tutum olan “az olsun, benim olsun” anlayışına sığınmadı. DİSK’in büyüyüp gelişmesi uğruna sosyal demokrat ağırlıklı iki büyük sendikanın DİSK üyeliğini savundu ve üyeliği lehinde oy kullandı. DİSK’e üye olan sosyal demokrat ağırlıklı sendikalar ise ilk iş olarak DİSK içinde TKP’nin varlığından rahatsız oldu. Başta legal sosyalist partilerin yanı sıra her soydan ve boydan sağ ve sol akımlar, 22-27 Aralık 1977 tarihinde yapılan genel kurulda Kemal Türkler aleyhinde ittifak kurdu. Kemal Türkler, DİSK 6. Genel Kurulunda on yıldır sürdürdüğü DİSK Genel Başkanlığı görevini devretti. Öldürüldüğü güne kadar da Türkiye Maden-İş Sendikası Genel Başkanlığını sürdürdü.
Kemal Türkler; DİSK’in gündemine taşıdığı ve uygulamaya koyduğu işçi tüketim kooperatifleri, yapı kooperatifleri, işçi basını yaratma, işçi eğlence ve dinlenme olanaklarının sağlanması, kültür-sanat faaliyetleri, işçi ve işçi çocuk koroları vb. kısacası işçinin 24 saatine dokunan sendikacılık anlayışını daha o günlerde hayata geçirmiş bir liderdi. Yukarıda saydığımız faaliyetlerin hiçbirisi bir daha DİSK’in gündeminde yer almadı.
Kemal Türkler’in yaşamından ve sendikal savaşımından öğreneceğimiz daha çok şey vardır. Tüm bunların yanı sıra komünistlerin Kemal Türkler’e bir de vefa borcu vardır. Bu vefa borcu; demokratik sınıf ve kitle sendikacılığı ilkelerine bağlı kalarak DİSK’in savaşım geleneğini sahiplenmek ve ulaşmış olduğu savaşım çizgisini yeni hedeflere taşımaktır.
Ülkemizde 15 milyonu aşkın işçi, 16 milyon emekli ve milyonlarca kır ve kent emekçisi açlık sınırının altında yaşamaya ve çalışmaya zorlanmaktadır. Bugün DİSK, Türk-İş ve Hak-İş konfederasyonları oturdukları koltuktan basın açıklaması yapmaktan başka bir şey yapmıyorlar.
Üç farklı konfederasyon çatısı altında olan ve aynı sınıf uzlaşmacılığı politikasını sürdüren sendikalar, kendi üyesine ve topluma güven vermenin uzağındadır. Bugün DİSK, Hak-İş ve Türk-İş konfederasyonları, sınıf uzlaşmacılığı olan “sosyal diyalog sendikacılığı” politikalarını uygulamakta aynılaşmaktadır. Aralarındaki tek fark sendikal gelenekleri ve farklı yöneticilere sahip olmaktan ibarettir. Aynı durum ve sendikal politikalar memur sendikaları için de geçerlidir. Bu aynılaşmayı kırmak, komünistlerin önünde duran en büyük görevdir.
Bu konuda özellikle DİSK’e ayrı bir parantez açmak gerekmektedir. 1992 yılında yeniden faaliyetine izin verilen DİSK’in yöneticileri ve temsilcileri, Avrupa Birliği’nin sağladığı fonlar ile ETUC tarafından ideolojik ve sendikal politikalar konusunda eğitimden geçirildi. Bu eğitimler, 12 Eylül askeri faşist darbesi sonrası Avrupa’ya politik olarak giden eski bir DİSK uzmanı tarafından organize edildi.
Bugün bir başka aymazlık ve utanmazlık da partisi isminde “işçi” olan legal sosyalist bir partinin Avrupa Birliği fonlarından milyonlarca liralık parayı kabul etmesidir. İşçi ve sendikal hareketimiz her geçen gün örgütsel ve nitel olarak kan kaybetmeye devam etmektedir.
Yoldaşlar,
İşçi sınıfının dostu Sennur Sezer, Kemal Türkler’in ölümü üzerine yazdığı şiirde şöyle der:
“Silin gözlerinizi görevdesiniz / Bunca akıttıkları kan / Değiştirmez tarihi / Yazar cellatlığını onların / Bir kez daha tarih / Acımız unutturmaz görevlerimizi…”
DİSK’in kuruluşunda ve sürdürdüğü savaşımın her tuğlasında komünistlerin emeği, alın teri ve kanı bulunmaktadır. Partimizin en yiğit kadın ve erkek yoldaşlarının emeğiyle, özverisiyle kurulan ve yükselen DİSK’in içinde bulunduğu durum, en çok komünistlerin içini acıtmaktadır.
Geleceğe umutla bakan komünistler, DİSK’in içine düştüğü durumdan çıkması için her türlü zorluğa ve zahmete katlanacaktır. Bu; başta Kemal Türkler olmak üzere sonsuzluğa yürüyen yoldaşlarımızın anısına saygının gereği ve bizden sonraki kuşak komünistlere karşı görevimizdir.
Kemal Türkler’in aziz hatırası önünde saygıyla eğiliriz.
Şan olsun işçi sınıfına yürekten inananlara, onun safında savaşım sürdürenlere!
YAŞASIN DİSK!
YAŞASIN TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ – SAVAŞ YOLU!
YAŞASIN PROLETARYA ENTERNASYONALİZMİ!