Uluslararası işçi sınıfının ve ilerici insanlığın emperyalizme, faşizme, tekellere ve her türden gericiliğe karşı barış, demokrasi, toplumsal ilerleme ve sosyalizm için sürdürdüğü savaşım günden güne güçleniyor. Bu savaşımın en ön kesimlerinde yer alan komünistler; “NATO’dan çıkılsın!”, “İkili anlaşmalar yırtılsın!”, “Emperyalist üsler sökülsün!” belgilerini yükseltiyorlar. NATO’nun, diğer askersel kurum ve paktların dağıtılmasını istiyorlar.
Çünkü NATO, emperyalizmin savaş ve saldırganlık örgütüdür. Kuruluşundan itibaren NATO’nun başlıca görevleri; emperyalizmin ekonomik, politik ve askeri çıkarlarını korumak; başını Sovyetler Birliği’nin çektiği dünya sosyalist sistemine, sosyalist ülkelere karşı savaş kışkırtıcılığı yapmak, provokasyonlara girişmek; anti-komünizmi yaygınlaştırmak, gericiliği körüklemek; soğuk savaşı sıcak savaşa döndürmeye çabalamak ve barışı yok etmek olmuştur.
Çünkü NATO, yeryüzünde tüm gericiliğin baş dayanağıdır. Emperyalist-kapitalizm, başta uluslararası işçi sınıfı olmak üzere tüm dünya halkları üzerinde ideolojik, politik, ekonomik ve askersel bir baskı sultası kurmuştur. Emperyalist-kapitalist ülkelerin merkezsel komutanlık altında askeri güçlerini birleştirdikleri bir örgüt olan NATO, böylesi bir baskı sultasının çok yönlü sacayaklarından birisidir. Nerede işçi sınıfının, emekçilerin hak alma ve özgürlük mücadelesi varsa orada NATO bu mücadelelerin karşısına dikilmiştir. Nerede NATO’nun çıkarları sarsılmışsa orada faşist saldırılar yoğunlaşmış, faşist darbeler tezgâhlanmıştır.
Çünkü NATO; insanlığa “barış”, “demokrasi”, “özgürlük” ve “insan hakları” değil; kan, gözyaşı, acı ve ölüm götürmüştür. Emperyalistler; dünya pazarını, enerji kaynaklarını, hammadde bölgelerini, kısacası yer altı ve yer üstü zenginliklerini denetim altına almak ve ulaşım ile stratejik alanları kontrol altında tutmak için kıyasıya rekabet yürütmektedir. İşte NATO, tam da bu paylaşım mücadelesinin merkezindedir. Emperyalist yağma ve talan savaşlarında kilit rol oynayan NATO; liberal demagogların vaaz ettiği gibi insanlığa “barış”, “demokrasi”, “özgürlük” ve “insan hakları” değil; kan, gözyaşı, acı ve ölüm götürmüştür. Yugoslavya’nın bombalanmasından Afganistan’ın ve Irak’ın işgaline, Libya’nın ve Suriye’nin yıkımından dünyanın birçok bölgesindeki askeri operasyonlara kadar NATO, emperyalist müdahalelerin planlayıcısı ve uygulayıcısıdır.
Bugün, üçüncü emperyalist paylaşım savaşı halkalar biçiminde genişlemektedir. ABD ile İsrail-İran; NATO ile Ukrayna-Rusya arasında yürütülen savaşlar; Asya-Pasifik’te ABD/NATO ile Çin/Rusya arasında tırmanan gerilim, emperyalist paylaşım savaşının halkalar biçiminde genişlediğinin önemli bir göstergesidir. Önümüzdeki süreç; emperyalist-kapitalist sistemin çelişkilerinin daha da keskinleşeceğinin ve yeni boyutlar kazanacağının haberini şimdiden vermektedir.
Emperyalizmin içinde bulunduğu hegemonya krizi ve emperyalist-kapitalist ülkeler arasındaki rekabet büyük bir hızla derinleşmektedir. Silahlanma harcamaları rekor düzeylere ulaşmaktadır. Kaynaklar eğitime, sağlığa değil savaşa aktarılmaktadır. NATO zirveleri ve toplantıları da uluslararası tekelci sermayenin çıkarlarının ele alındığı, savaş ve saldırganlık politikalarının belirlendiği, yeni emperyalist müdahalelerin planlandığı birer platform olarak işlev görmektedir. 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’de gerçekleştirilecek olan 36. NATO Zirvesini bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
NATO’DAN ÇIKILSIN, EMPERYALİST ÜSLER KAPATILSIN! EMPERYALİST SAVAŞA KARŞI SINIF SAVAŞI!
Mersin’den Bir Üniversite Öğrencisi