URSEL LORENZEN ÖZGÜRLÜĞÜ SEÇTİ

Türkiye Komünist Partisi’nin legal yayın organlarından biri olarak 1978 yılında yayın hayatına başlayan Savaş Yolu gazetesinin 11. sayısında yer alan “Ursel Lorenzen Özgürlüğü Seçti” başlıklı yazıyı, taşıdığı tarihsel önem nedeniyle yeniden yayımlıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde NATO’nun Brüksel’deki merkezinde önemli bir sekreterlik görevinde bulunan Ursel Lorenzen‘in Demokratik Alman Cumhuriyeti’ne geçmesi ve burada NATO’nun nasıl bir saldırı örgütü olduğunu, nükleer savaş planlarını açıklaması büyük yankı uyandırdı.

Ursel Lorenzen, 12 yıl çalıştığı NATO’dan ayrılma nedenini; gördükleri ve bildikleri karşısında atom savaşı hazırlayıcılarıyla iş birliği içinde olmaya artık dayanamadığı şeklinde açıkladı.

Ursel Lorenzen’in Demokratik Alman Cumhuriyeti Televizyonu’nda gazeteci Ulrich Makosch ile yaptığı söyleşinin tam metni aşağıdadır.

Burjuva basını, sosyalist ülkelerden kaçan sosyalizm karşıtlarını ve Batı ajanlarını sık sık “özgürlüğü seçti” başlıklarıyla sunmaktadır.

Oysa savaş planlarından, nükleer saldırı hazırlıklarından ve NATO çemberinden kurtulan; gerçekten özgürlüğü seçen kişi Ursel Lorenzen olmuştur.


SORU:

Bayan Lorenzen, duyduğumuza göre NATO’nun Brüksel’deki merkezinde önemli bir görevde bulunuyordunuz. Bize bu merkez hakkında bilgi verebilir misiniz?

LORENZEN:

NATO Genel Sekreterliği yaklaşık iki bin kişinin çalıştığı bir kurumdur. Bunların büyük bölümü ulusal NATO temsilciliklerinde görev yapmaktadır. Ben ise Uluslararası Sekreterlik bünyesindeki Council Operations Directorate (Konsey Operasyonları Direktörlüğü) bölümünde görev yapıyordum.

SORU:

Council Operations Directorate tam olarak ne anlama geliyor?

LORENZEN:

NATO Operasyonları Direktörlüğü. NATO Konseyi’nin bu çalışma alanında örneğin “kriz yönetimi” olarak adlandırılan konular ele alınmaktadır. Çok ciddi durumlarda ise askerî ve siyasi yönetim arasındaki eş güdüm sağlanmaktadır.

SORU:

“Kriz yönetimi” dediniz. Bunun anlamı nedir?

LORENZEN:

Adından da anlaşılacağı gibi bu bölümde kriz yaratabilecek veya kriz durumlarına ilişkin konular ele alınır. Bu durumların yönetilmesinde kullanılan araçlardan biri de NATO alarm planlamasıdır.

SORU:

Bir NATO sözcüsünün, sanırım Genel Sekreter Luns’un açıklamasına göre siz NATO Operasyon Direktörü’nün sekreteriydiniz ve çok sayıda göreviniz vardı. NATO’da kaç yıl çalıştınız?

LORENZEN:

NATO’da on iki yıl görev yaptım.

SORU:

On iki yıl uzun bir süre. Bu akşam tüm bu yıllar boyunca yaşanan gelişmeleri ayrıntılı biçimde konuşmaya zamanımız yetmeyecek. Ancak bazı önemli olaylardan ve gelişmelerden söz edebilir misiniz?

LORENZEN:

Burada henüz kamuoyuna açıklanmamış, fakat hakkında çok konuşulan bir belgeden söz etmek istiyorum: Doğu-Batı Araştırması. Bu belge NATO’nun uzun vadeli programının hazırlanmasına temel oluşturmuştur.

SORU:

NATO’nun uzun vadeli programı hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?

LORENZEN:

Öncelikle Doğu-Batı Araştırması hakkındaki sözlerimi tamamlamak isterim.

Bu araştırma, sosyalist devletler hakkında istihbarat örgütlerinden derlenen bilgilere dayandırılmıştır. Ancak sosyalist devletlerin düşmanları tarafından hazırlandığı için Doğu-Batı ilişkilerini gerçekçi biçimde yansıtmaktan uzaktır.

Araştırmanın amacı, yumuşamadan yana olan Batılı siyasetçilerin görüşlerini ve sosyalist ülkelerle iyi ilişkiler kurulması yönündeki düşünceleri geçersiz göstermektir.

Kanımca bu belge, NATO içindeki bazı ülkelere de yöneliktir. Danimarka, Norveç ve Hollanda gibi ülkeler NATO üyesi olmakla birlikte bu tür araştırmaları onaylamamaktadır.

SORU:

NATO’nun uzun vadeli programından söz edebilir miyiz? Washington Zirvesi’nde kabul edilen bu program kapsamında NATO bütçesine 80 milyar dolar ek kaynak ayrıldığı belirtiliyor. Bu durum hem NATO ülkelerinin halklarına yeni ekonomik yükler getirmiş hem de silahlanma yarışında yeni bir aşamaya geçildiği şeklinde değerlendirilmiştir. Bu program hakkında ne söyleyebilirsiniz?

LORENZEN:

Aslında bu tam anlamıyla bir çılgınlıktır. Gerçeklere dayanmayan bir Doğu-Batı araştırması hazırlanmış, ardından da bu varsayımlara dayanılarak silahlanma planları yapılmıştır.

Uzun vadeli program çeşitli bölümlerden oluşmaktadır. Bunlar arasında görev kuvvetleri, çeşitli silahlanma projeleri, elektronik savaş sistemleri ve sivil acil durum planlaması yer almaktadır.

Sivil acil durum planlaması, savaş halinde halkın seferber edilmesini ve kentlerin boşaltılmasını öngörmektedir.

Kısacası bu programdaki her şey, insanların büyük acılar yaşamasına yol açabilecek hazırlıklardır.

SORU:

Çalıştığınız alan hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi verebilir misiniz?

LORENZEN:

Her yıl NATO’nun bütün tatbikatlarının planlanması, uygulanması ve sonrasında değerlendirilmesi çalışmalarında görev alıyordum.

SORU:

Bunlar ne tür tatbikatlardı?

LORENZEN:

İki temel tatbikat vardı: Hilex ve Wintex.

SORU:

Bunlar ne anlama geliyor?

LORENZEN:

Hilex tatbikatları NATO’nun siyasi yönetiminin işleyişini konu alıyordu. Wintex ise başlangıçta tamamen askerî nitelikteydi. Ancak zaman içinde bunlara siyasi senaryolar da eklendi ve saldırı senaryolarını içeren tatbikatlara dönüştürüldü.

SORU:

Brüksel’den ayrıldığınız sırada Wintex–Cimex 79 tatbikatı yürütülüyordu. Bu tatbikatın senaryosunda neler vardı?

LORENZEN:

Senaryolarda sosyalist ülkelerde siyasi huzursuzluk odakları ve yeraltı örgütleri oluşturulması gibi unsurlar yer alıyordu. Bu tür gelişmeler daha sonra askerî müdahaleleri haklı göstermek için gerekçe olarak kullanılmaktaydı.

SORU:

Bugün söylediklerinizden hareketle NATO’nun temel hedefinin sosyalist ülkelere yönelik askerî saldırı hazırlıkları olduğu sonucunu çıkarabilir miyiz?

LORENZEN:

Son yıllardaki bütün tatbikatlarda nükleer aşamanın giderek daha fazla öne çıkarıldığını söyleyebilirim.

Planlama önce konvansiyonel silahlarla başlıyor, ardından hızla nükleer silah kullanımına geçiş öngörülüyordu.

Kendi deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki sosyalist ülkelere karşı nükleer silah kullanımını içermeyen tek bir tatbikat bile görmedim.

Bütün bunları bilmek; ülkem Federal Almanya’nın kuzey bölgelerinin ve ardından Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin büyük bölümünün bir kül ve radyasyon alanına dönüşmesini öngören planların hazırlanmasına tanıklık etmek insanı derinden sarsıyordu.

SORU:

Bütün bunları bilen diğer NATO görevlileri bu yükü nasıl taşıyordu?

LORENZEN:

Birçoğunu tanıyorum. Benim gibi büyük kaygılar taşıyan pek çok kişi vardı.

Ancak bazıları da güçlü antikomünist görüşleri nedeniyle NATO’nun askerî kapasitesini daha da artırmak istiyordu.

SORU:

Şu anda sürmekte olan Wintex–Cimex 79 tatbikatında kullanılan “E Günü” ve benzeri kavramlar hakkında bilgi verebilir misiniz?

LORENZEN:

Tatbikatlarda askerî içeriği tanımlayan belirli bir terminoloji kullanılırdı. Ayrıca nükleer silah kullanımını ifade eden özel kodlar ve işaretler de bulunuyordu.

SORU:

Durum Merkezi’nde Çin’in Vietnam’a yönelik saldırısını da izlediniz. NATO’daki genel yaklaşım nasıldı?

LORENZEN:

Çin birliklerinin her hareketi büyük bir dikkatle izleniyordu. Üst düzey NATO görevlilerinin bir kısmı Çin’in saldırısını yeterince etkili bulmuyor ve Vietnam’ın yenilgiye uğratılması gerektiğini savunuyordu.

SORU:

Bayan Lorenzen, bize zaman ayırdığınız ve önemli bilgiler paylaştığınız için teşekkür ederiz.

LORENZEN:

Teşekkür etmenize gerek yok. Bunu yerine getirilmesi gereken bir görev olarak görüyorum.


Kaynak:
TKP – Savaş Yolu Gazetesi, Sayı 11 (1978).

Not: Metin yukarıda yalnızca yazım, noktalama, dil bilgisi ve anlatım akıcılığı açısından düzenlenmiştir. İçeriğindeki tarihsel iddialar veya değerlendirmeler doğrulanmış olgular olarak sunulmamaktadır; bunlar dönemin yayınında yer alan ifadelerin düzenlenmiş aktarımıdır.