GERİCİ-FAŞİST DİKTATÖRLÜĞE KARŞI OMUZ OMUZA SAVAŞ!

İşbirlikçi tekelci burjuvazi ve onun iktidardaki politik temsilcisi olan gerici-faşist karması AKP-MHP hükümeti, işçi sınıfının ve geniş emekçi yığınların demokratik hak ve kazanımlarına yönelik kapsamlı saldırılarını sürdürüyor. Tekelci sermaye cephesinde yaşanan iç çekişme, burjuva düzen partileri arasında cereyan eden “hangimiz sömürelim” kavgasını giderek sertleştiriyor ve yoğunlaştırıyor. Bu süreç, kapitalizmin derinleşen bunalımı ile at başı ilerliyor.

NATO’ya ve emperyalist çevrelere dayanan gerici-faşist karması AKP-MHP hükümeti, işbirlikçi tekelci burjuvazinin desteğiyle gerici-faşist karması diktatörlüğü kalıcılaştırma yolunu izliyor. Gerici-faşist karması hükümet, işçi sınıfına, geniş emekçi yığınlara ve halka karşı açık savaş açmış durumdadır. Grevler yasaklanıyor. Hakları için direnişe geçen işçilerin karşısına polis ve jandarma dikiliyor. İşçiler, işçi önderleri ve sendika yöneticileri tutuklanıyor. Polis işkenceleri gırla gidiyor.

Bu hükümet, devlet mekanizmasının işleyişinde yeni bir aşamaya ulaşmayı amaçlıyor. Burjuva düzen siyasetini yargı eliyle yeniden dizayn ederek bağımsız devrimci siyasal hattın oluşmasını hedef alıyor. Gerici-faşist karması diktatörlüğü kalıcılaştırma yolunu izleyen, MHP güdümlü AKP ağırlıklı hükümet; böylelikle bunalımın içinden sıyrılabileceğini sanıyor. Oysa ki bu politikalarla başta işçi sınıfını, emekçi yığınları ve geniş halk tabakalarını karşısına almış bulunuyor.

İşçi sınıfı; işbirlikçi tekelci burjuvazinin ve gerici-faşist karması hükümetin yasaklarına, baskılarına ve terörüne rağmen direnişleri, eylemleri ve grevleriyle bu savaşta toplumun başını çekiyor. Ancak bu çıkışlar, sınıfın kendiliğinden hareketleri olarak gelişim gösteriyor. Yığın hareketinin geri çekildiği, toplumun üzerine karamsarlığın çöktüğü böylesi bir dönemde bu çıkışların önemi daha da artıyor. Ne var ki bu çıkışların, işçi sınıfının savaşımının utkuya ulaşması açısından yeterli olmadığı görülüyor.

İşçi sınıfının bu savaşta utkuya ulaşmasının yolu; devrimci sınıf bilinci kazanmasından ve bir sınıf olarak hareket etmesinden geçiyor. Kendiliğindenciliğe boyun eğen, onu yücelten, işçi sınıfı hareketinin devrimci karakterine karşı çıkan her türden sağ ve “sol” oportünist, reformist, revizyonist ve küçük burjuva sapkın akımlara karşı Leninciler; sınıf bilinçli savaşımın zorunluluğunu ve önemini vurguluyor.

İşbirlikçi tekelci burjuvazinin bir kesiminin politik temsilcisi olan CHP’nin kuyrukçuluğunu yapan tüm bu düzen içi “sol” çevreler, kendiliğindenciliğe yaslanmanın yanı sıra sınıf uzlaşmacılığı yoluna giriyor. Burjuva düzen siyaseti ile tamamlamış oldukları entegrasyon sürecini, CHP mitinglerinde bayrak ve flama sallayarak taçlandırıyorlar.

TKP – Savaş Yolu ileriye bakıyor. Leninci ilkelerden ödün vermiyor. Oportünizmin her türüne ve her belirtisine karşı ardışık bir savaşım yürütüyor. Gerici-faşist karması diktatörlüğe karşı mücadelede işçi sınıfına devrimci sınıf bilinci taşımak, işçi sınıfının ve geniş emekçi yığınların aktif çoğunluğunu devrime kazanmak için çalışıyor.

Demokrasi sorunu ile devrim sorununun iç içe geçtiğini, gerçek demokrasinin ancak devrimle geleceğini ortaya koyuyor. “Rejimin Karakterinde ve Politik Durumdaki Yeni Gelişmeler Üzerine” isimli broşürde:

“Bugün de gözü faşist partilerle yapacağı seçim ittifakında olan CHP’den demokrasi beklemek akıllı işi değildir.”

tespitini yapıyor. Yaşam, tüm canlılığı ile bu tespiti doğruluyor.

Aktif yığın demokrasisini ifade eden sosyalist demokrasiden, burjuvaziyi ve gerici-faşist karması diktatörlüğü alaşağı etmekten yana olan bütün ilerici güçler ve herkes, bu savaşta omuz omuza vermek zorundadır.

İşçi sınıfının baş düşmanı işbirlikçi tekelci burjuvazidir; ona ve NATO’ya dayanan, iktidardaki ve iktidar dışındaki tüm politik temsilcileridir. Komünistler, devrimciler ve ilericiler; örgütlü eylem birliği ile faşist rejimin kalıcılaşmasına geçit vermeyecektir. Faşizmi kahredecektir.

NATO’cu, Amerikancı, holdingci, OHAL’ci gerici-faşist karması diktatörlüğe karşı yürütülecek böylesi bir savaşım, sosyalizmin yolunu açacaktır.

TKP – Savaş Yolu, oportünizme karşı savaşımın; burjuvaziye ve gerici-faşist karması diktatörlüğe karşı savaşımdan ayrılamayacağını ortaya koyuyor. İşbirlikçi tekelci burjuvaziye ve gerici-faşist karması diktatörlüğe karşı savaşın çehresi bu yönde gelişecektir.

A. ULAŞ DEVRİM