Anmalar

SITKI COŞKUN (DUMAN YOLDAŞ) 1948 – 17.07.1998

Duman Yoldaş’ı ışıklara yolculuğunun 16. yılında sevgi ve özlemle anıyor, anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.

TKP Üyeleri

1948 yılında Elazığ’da dünyaya gelen Duman Yoldaş, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi yıllarında FKF İstanbul Şube Başkanlığı ile başladığı politik yaşamını DİSK’te uzman olarak devam ettirdi. TİP içerisinde -kökleri 12 Mart 1971 öncesine dayanan- örgütlü olarak varlığını sürdüren Partizan Grubu’nun mensubu olarak bulunmaktaydı. Duman Yoldaş; TİP Eminönü ilçesi içerisinde bulunan Partizan Grubu’yla birlikte, 1973 Atılımı’nda partimiz saflarına katıldı.

Duman Yoldaş, partimizin her kademesinde parti işçiliği görevini üstlendi. Partimizin Merkez Komite üyeliğinin yanı sıra Sendikalar Seksiyonu Sekreterliği görevini yürüttü. DİSK’in gelişip büyümesinde ve burjuvazi ile dişe diş savaşımın her anında büyük emeği geçti. 1977 1 Mayıs kutlamalarına yapılan provokasyonda üstün cesareti ile provokasyonun daha da büyümesine engel oldu. Türkiye komünistlerinin birlik ve yasallık hedefiyle gerçekleştirdikleri, TKP-TİP birliği oluşturulan TBKP’de Merkez Komite üyeliği ve sonrasında SBP ve BSP yasal parti girişimlerinde de yönetici olarak görev aldı.

Duman Yoldaş en son olarak ÖDP kurucu üyeliğinin yanı sıra ÖDP MYK üyeliği görevlerinde bulundu.


RASİM TEZER GÖKÇEOĞLU

ÖZ GEÇMİŞİ

1959 yılında İzmir’de dünyaya gelen Tezer Yoldaş, İzmir Atatürk Lisesinde GSB’de (Genç Sosyalistler Birliği) başladığı politik yaşamını İstanbul Boğaziçi Endüstri Mühendisliği öğrencilik yıllarında Beşiktaş İGD üyesi olarak sürdürdü. Mühendislik yıllarında partimizin mühendis örgütlenmesinde ve 12 Eylül askerî faşist diktatörlüğünün hüküm sürdüğü karanlık yıllarda partimizin en kritik parti işçiliklerinde görev üstlendi.

Uğursuz likidasyon zincirini kırma arayışları içinde Suphi’den Bilen’e Gelenek Yaşıyor Platformu’nun örgütlenmesi ve 2011 yılı 1 Mayıs kutlamalarına partililerin yığınsal katılımı konusunda her türlü özveride bulundu. Yine İzmir’de bir grup eski parti üyesi ve çevresi tarafından kurulan Onbeşler Birlik Dayanışma ve Bilim Kültür Derneği’nin kurucuları içinde yer aldı. En son olarak kolektifimizi oluşturan irade içerinde yer aldı ve TKP Üyeleri Kolektifi’nin savaşeri olarak yaşama gözlerini yumdu.

Tezer Yoldaş, Kemal TÜRKLER’in paramiliter faşistler tarafından katledilişinin 33. yılında, 22 Temmuz 2013 yılında aramızdan ayrıldı.


YOLDAŞI ANLATIYOR: SEVGİLİ TEZER YOLDAŞ

M. ŞİŞMAN

Zaman ne kadar hızlı akıyor, senin ışıklara yolcuğunun üzerinden bir yılın nasıl geçtiğine ölüm yıl dönümün olmasa inanmayacağım.

Telefon rehberimden ismini silmeye elim varmadı. Sen de bilirsin artık, yaş ilerledi; bazen telefon çaldığında eğer gözlüğümü takmamışsam senin sesini duyacağım umuduyla açıyorum. Bazen senin yaşadığın şehre gittiğimde ayaklarım ve beynim seninle randevuda buluştuğumuz iki giriş ve çıkışı olan kahvehaneye götürüyor beni. Gözlerim kahvede direğin arkasındaki masayı arıyor. Teşkilat işlerini konuşmadan önce kısa hâl hatır sorma bölümünde büyük bir heyecan ile arka arkaya yoldaşları soruşun, her verdiğim bilgiye şaşırman ve herkese bulaştırdığın heyecan ve aceleciliğinle karşılaşma umudum kaç kere hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Teşkilat işlerini konuşup bağladıktan sonra “Birer yarımbaş yiyelim mi?” teklifin ve yolu yarılamışken “Ben ısmarlayacağım, ona göre” diye teklifin hâlâ hafızamdaki yerini koruyor.

Sahi teşkilat demişken, en son randevu epey aksamıştı, benden yatağa bağlı kaldığını saklamıştın. Telefonda “Bu randevuyu senin eve verelim” teklifime mahcubiyetin ve evine geldiğimde evdeki havadan hemen teşkilat toplantısı için hazırlık yaptığın belli oluyordu. Temiz giysiler giymiş ve saç sakal tıraşı olmuştun. Sabun kokuyordun. Oysa ben günlerdir yatağa bağlı kaldığını öğrenmiştim ve randevuyu teşkilat işlerinden daha fazla, seni belki son kez görebilirim diye kesmiştim. Oysa sen tüm hazırlığı, geciken randevuyu telafi etme gayreti ile çok çok azalan enerjini harcamıştın. Yorgundun ama gizliyordun.

Sağlığın nasıl, tedavi nasıl gidiyor babından konuşmalarımı her zamanki aceleciliğin ile geçiştirmiş ve her zaman yaptığı gibi yoldaşları tek tek sormuş, hemen esas meseleye, teşkilat işlerine, yayın faaliyetine sözü getirmiş ve elden yayın taleplerini iletmiştin. Esas olarak geçen ayın aidatını ödeyemediğin için dert yanmıştın ve yastık kılıfına sakladığın aidatı vermekteki ısrarına karşı “Hele bir ayağa kalk, o zaman toplu alırım” teklifime, “… partisi kurmuyoruz, TKP’yi yeniden örgütlüyoruz, aidat vermeden bu işler olmaz, aidatımı almalısın” diye ısrar etmiştin. Bir başka derdin ise bağ kurulan genç yoldaşlarla kurulan randevuya gidemediğindi. “Genç insanlar daha hastalıktan sayrılıktan bizim anladığımız gibi anlamazlar, gevşeklik addederler” diye yakınıyordun. Senin yerine yedek destekçi yoldaş bağ kurdu bilgisi üzerine “Üzerimden büyük bir yük kalktı” diye sevinmiştin.

Yoldaş, Sevgili Tezer; Likidasyonun son artıklarını temizlemeye ve yolumuza kararlılıkla yürümeye devam ediyoruz. Likidasyonun yarattığı son kum kaleleri de yıkılmaya başladı. Sen de ve hepimiz de biliriz ki bu yolda yeni engeller çıkmaya devam edecektir. Ama bundan sonra işimiz daha kolay olacaktır. TKP Üyeleri, partili bir savaşımı sürdürme kararlılığını dosta da düşmana da bir kez daha göstermiştir. Saflarımıza katılan her yaştan kadın ve erkek yoldaş, yeni bir heyecan ve kararlılıkla partimizin ilke ve ülkülerini daha yukarı taşıma kararlılığıyla yürüyüşüne devam etmektedir.

Senin her zaman merak ettiğin ve “iyiler” diye bilgi aldığında çok sevindiğin yoldaşlardan bilgi vereyim. Genç yoldaşlar taşı kırmakta daha mahirleştiler, parti işçiliğinde her türlü görevin, büyük bir özveri ile her tür yükün altına girmeye aday oldular. Bizden öncekilerin bizlere bıraktığı mirası bizlerden devralmaya başladılar. Emektar yoldaşlarla genç yoldaşlar, partimizin ilke ve ülkülerini daha ileriye taşıma kararlılığıyla savaş alanlarındaki yerlerini aldılar.

Emektar yoldaşlar ise yorgun bedenleri ile yürekleri arasında bir heyecan uyumsuzluğu yaşıyorlar. Partimizin üzerindeki kara bulutların dağılması ve genç yoldaşlar ile buluşmanın heyecanı ve coşkusuyla hepsi birer on yedilik delikanlı, teşkilat görevlerine sarılmış durumdalar.

Yoldaş, Senin anlayacağın, bir yoldaşın deyimi ile “Buz kırıldı!” Yola ve kavgaya devam ediyoruz. Işıklar içinde uyu…

Yoldaşın


İŞÇİ SINIFININ SENDİKAL ÖNDERİ KEMAL TÜRKLER’İ ANIYORUZ

Türkiye işçi sınıfının işçi-sendikal hareketinin unutulmaz önderlerinden, demokratik sınıf ve kitle sendikacılığının neferlerinden DİSK ve Maden-İş Sendikası’nın Genel Başkanı Kemal TÜRKLER’i, paramiliter faşist çeteler tarafından katledilişinin 34. yılında sevgi ve saygıyla anıyoruz.

Bu yıl Kemal Türkler’i anma etkinliklerinin, her yıl ailesi, sendikalar ve TKP Üyelerinin yaptığı anma etkinliklerinden ayıran bir yanı vardı. 9 Ekim 1978 tarihinde Ankara Bahçelievler semtinde Türkiye İşçi Partili yedi yoldaşın katledilmesinde de yer alan ve Kemal TÜRKLER’in katillerinden Ünal OSMANAĞAOĞLU, 1 Temmuz 2014 tarihinde kalp yetmezliğine bağlı olarak öldü. Ünal Osmanağaoğlu adlı katil, yıllarca burjuva devleti tarafından korunup kollandı. Kırmızı bülten ile uluslararası polis teşkilatı tarafından aranırken, o, burjuva devleti tarafından Kuşadası’nda Güzelçamlı beldesinde devlete ait millî parkın 19 yıl işletmeciliği ile taltif edildi. Ölümünde de burjuva devleti sınıfsal kimliğini, açıkça “resmî tören” düzenleyerek ortaya koymuştur. Bu aleni sınıfsal davranıştan dostlarımız da düşmanlarımız da gerekli dersleri çıkarır umudunu taşımaktayız.

Kemal TÜRKLER, bilinçli yaşamının tamamını işçi sınıfının demokratik sınıf ve kitle sendikacılığı ilkeleri temelinde sürdürdüğü, işçi sınıfının daha iyi bir yaşam, daha iyi çalışma koşulları savaşımına adadı. 22 Temmuz 1980 tarihinde sabah saat 9.00 sularında evinin önünde kurulan pusu ile içlerinde Ünal OSMANAĞAOĞLU’nun olduğu paramiliter faşistler tarafından hunharca öldürüldü. Katilleri burjuva devleti tarafından korundu ve kollandı. Sadece Ünal OSMANAĞAOĞLU denen faşist, göstermelik olarak yargılandı ve sonunda da zaman aşımı ile dava burjuvazinin adliyesinin tozlu raflarına kaldırıldı.

Kemal TÜRKLER’in öldürüldüğü gün sendikası T. Maden-İş üyesi yaklaşık 90 bin işçi direnişe geçti. Ertesi gün DİSK ve TÜRK-İŞ üyesi ve örgütsüz yaklaşık bir milyon işçi ve emekçi yas ilan etti. 24 Temmuz 1980 tarihinde DİSK’in Merter’deki merkezindeki katafalta konan naaşı yüz binlerce işçi, memur, emekçi aydın, ilerici, devrimci tarafından ziyaret edildi. 25 Temmuz 1980 tarihinde İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığının dört bin kişi ile sınırlandırmak istediği cenaze töreni, kurulan barikatların aşılmasıyla yüz binlerce emekçinin katılımıyla görkemli bir cenaze töreni olarak gerçekleşti. Aksaray Meydanı ile Topkapı Mezarlığı’na açılan tüm caddeler zapt edildi.

Kemal TÜRKLER’in öldürülmesi sıradan bir olay değildir. Bu cinayet, ülkenin o günden bugüne yaşadığı temel politikanın kilit noktasını belirlemektedir. O güne kadar, burjuvazinin ana ekonomik birikim modeli olan iç pazarı esas alan ithal ikameci kalkınma politikaları, bir yandan gelişen finans oligarşisinin emperyalist iş bölümüne entegre olmasını engellerken, diğer yandan bunun zorunlu gereği olan alım gücünü belli bir düzeyde tutmayı gözeten “sosyal devlet” uygulamaları, ülkede üretilen değer birikiminin finans oligarşisine akmasını engelliyordu. Kısaca o güne kadar olumlu sonuçlar veren birikim modeli artık dar geliyor, yeterli olmuyordu. Finans oligarşisi, devletle bütünleşmiş tekelci kapitalizm evresine yükselmenin sancılarını çekiyordu.

Emperyalizmin Türkiye gibi geri bırakılmış ülkeler için öngördüğü sanayileşme modeli, ileri kapitalist ülkelerin terk ettiği emek yoğun, pis işler diye tarif edilen, ekolojik dengeyi bozan, uluslararası pazarla tamamen bütünleştiren bir sanayileşme modeliydi. İhracata dönük sanayileşme modeli olarak da adlandırılan ve ülkemizi alt entegrasyon zincirinin bir halkası yapmayı amaçlayan modelin uygulanabilmesi, yani 24 Ocak 1980 kararlarının hayata geçirilebilmesi için, o günkü parlamento birleşimi, yükselen toplumsal muhalefet de göz önüne alındığında pek uygun gözükmüyordu. Bu politikaları gerçekleştirmek için parlamento ve burjuva hükûmetinin feda edilmesi, işçi sınıfının başını çektiği toplumsal muhalefetin ezilmesi gerekiyordu. Bu ise ancak askerî bir faşist darbe ile gerçekleştirilebilirdi.

Kemal TÜRKLER’in öldürüldüğü günlerde cuntanın hazırlığı yapılıyor, ülkede adı konmamış bir iç savaş yaşanıyordu. Her gün onlarca ilerici, devrimci, aydın sokak ortasında katlediliyordu. Kemal TÜRKLER, iki önemli özelliğin kesiştiği noktada en önemli hedefi oluşturuyordu. Bunlardan ilki, katli nedeniyle darbeye zemin hazırlamak için toplumda büyük çalkantılar yaratacak bir isim olması, ikincisi ise darbe ertesinde yükselebilecek toplumsal başkaldırışa işçi sınıfının karizmatik lideri olarak öncülük edebilecek olmasıdır. Böyle bir hesapla daha önceden, öğretmen hareketinin lideri Talip ÖZTÜRK de (ORHAN TOK) katledilmişti.

Böylesi büyük oyunların ve hesapların tasarlandığı bir siyasal süreçte, faillerin yalnızca faşist çeteler olmadığı açıktır. Tetiği çeken faşist çeteler olabilir ama olayın arkasında emperyalist ülke yönetimleri, onlarla işbirliği yapan yerli sermaye çevreleri ve gizli istihbarat servisleri vardır. Bu nedenledir ki cinayet üzerinden 34 yıl geçmesine rağmen aydınlatılamamıştır.

Kemal TÜRKLER işçi-sendika hareketinin karizmatik lideriydi, bu tarihsel bir gerçekliktir. Peki Kemal TÜRKLER’i karizmatik lider yapan nedenler nelerdir? Bunun iki nedeni vardır. Birincisi yılmadan, ölümü göze alan mücadeleci kişiliğiydi. İşçi sınıfının sermayeye karşı her bölgesel ya da yığınsal başkaldırısında orada fiilen var olmuş ve öne atılmıştır. O; Kavel Direnişi, Singer, Arçelik, Paşabahçe grevleri gibi birçok mevzide savaşım yürüten işçilerin arasındadır. 1961 Saraçhane Mitingi, 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi, 1975 Demokratik Hak ve Özgürlükler İçin Mücadele Mitingi, 1976-1977-1978-1979 yığınsal 1 Mayıs gösterileri… 51 yıllık 1 Mayıs yasağının kırılmasında Kemal TÜRKLER’in rolü çok büyüktür. Taksim Meydanı’nda “1 Mayıs Alanı” ismini Kemal TÜRKLER koymuştur. Yine 1976’da DGM Direnişleri ve MESS’e karşı Türkiye Maden-İş’in yürüttüğü toplu grevler… Tüm bu eylemlerde Kemal Türkler hep en önde yer almıştır.

İkincisi; Kemal TÜRKLER her önemli uğrakta, her yol ayrımında tarihsel ve toplumsal ilerleme doğrultusunda yer almayı bilmiştir. O; ileriyi gören, zeki ve sağduyulu bir kişiliğe sahipti. Türk-İş – DİSK ayrımında DİSK’ten yana tavır koymuş, bu yeni oluşumun başını çekmiştir. Sosyal demokrasi – sosyalizm ayrımında sosyalizm saflarında yer almıştır. Türkiye İşçi Partisi’nin kurucuları içinde yer almış, 1973 Genel Seçimlerinde 12 Mart faşist cuntasına karşı demokrasinin kazanılması için sosyal demokratlarla güç birliği yapma zorunluluğu gelip kendisini dayatınca, cesaretle DİSK üyelerini CHP’ye oy vermeye çağırmıştır. 1975’te DİSK’in 5. Genel Kurulu’nda DİSK için önemli bir uğrakta ve dönüm noktası sayılabilecek kararlar alınırken (ki bu kararlar DİSK’in sınıf ve kitle sendikacılığı anlayışının biçimlenmesidir) günün koşullarını ve toplumsal hareketin yönünü iyi değerlendirerek DİSK’teki komünistlerden yana tavır koymuştur. 1977’de UDC çağrısını, DİSK yönetiminde ve basında problem çıkarılması üzerine tek başına üstlenme kararlılığını göstermiştir. DİSK’in 6. Genel Kurul sürecinde başkanlık koltuğuna sarılmamış, DİSK’in büyüyüp gelişmesi uğruna sosyal demokrat ağırlıklı iki büyük sendikanın üyeliğini sağlamış ve bu gelişme sonucu 22-27 Aralık’ta yapılan 6. Genel Kurul’da onurlu bir biçimde 10 yıldır sürdürdüğü DİSK Genel Başkanlığı görevini devretmiştir. Katledilmesine dek Türkiye Maden-İş Sendikası Genel Başkanlığı görevini sürdürmüştür.

Kemal TÜRKLER, DİSK’in gündeminde yer alan ve tartışılan; tüketim kooperatifleri, yapı kooperatifleri, işçi medyası yaratma, eğlence ve dinlenme olanakları, kültür sanat faaliyetleri; yani kısaca işçinin 24 saatine giren sendikacılık anlayışına daha o günlerde sahipti. Kemal TÜRKLER’den öğreneceğimiz, alacağımız çok ders vardır.

İşçi sınıfının bağrında yetişen, savaşkan, karizmatik ve ender bir lider olarak anısı daima biz komünistlerle yaşayacaktır. Şan olsun işçi sınıfına yürekten inananlara, onun mücadelesi uğruna ölümü göze alanlara!..

TKP ÜYELERİ

TEMMUZ 2014