Partimiz TKP’nin üyesi büyük ozan Ruhi Su’yu saygıyla anıyoruz.
Ruhi Su, 1912 yılında Van’da doğdu. Asıl adı Mehmet olan Ruhi Su, anasını ve babasını hiç bilemedi; kendi anlatımıyla “Birinci Dünya Savaşı’nın ortada bıraktığı çocuklardan biriydi.” Çok küçük yaşlarda Van’dan Adana’ya getirilen öksüz ve yetim çocuklardan biri olarak Adana’da yoksul bir aileye evlatlık verildi.
On yaşında Adana’daki Dar-ül Eytam’da (öksüzler okulunda) eğitim hayatına başladı. Beşinci sınıfta hükümetin yayınladığı bir kararnameyle, ilkokulu bitiren diğer erkek öksüz çocuklarla birlikte İstanbul Halıcıoğlu Askeri Lisesi’ne gönderildi. Daha sonra Ankara Müzik Öğretmen Okulu’nda eğitimine devam etti. Bu okuldan Ankara Riyaseti Cumhur Orkestrası’na seçilerek orada çalışmaya başladı ve aynı zamanda Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde müzik öğretmenliği yaptı.
Sanat Yaşamı ve Radyo Programları
- 1936-1942: Devlet Konservatuvarı’nda opera sanatçısı olarak çalıştı. 1945 yılında Opera Kanunu çıkınca öğretmenliği bırakmak zorunda kaldı.
- 1943-1945: Konservatuvar hocalarından Markovich’in dönemin Radyo Müdürü Vedat Nedim Tör’e Ruhi Su Yoldaş’ın türküler konusundaki yetkinliğinden bahsetmesi ve müdürün onayıyla, 15 günde bir Pazar günleri saat 10.00’da “Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor” anonsuyla Ankara Radyosu’nda halk müziği programları yaptı.
- 1945-1946: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde (DTCF) öğrencilerin kurduğu halk müziği korosunu yönetti.
Siyasi Mücadelesi ve Parti Bağlılığı
Ruhi Su Yoldaş, partimiz tarihinde “51 Tevkifatı” olarak bilinen ve burjuvazinin partimize yönelik en büyük saldırısında tutuklandı ve 5 yıl cezaevinde kaldı. Aynı davadan mahkûm olan Sıdıka Su ile cezaevinde evlendi. Hapishane sonrası Konya’nın Çumra ilçesine sürgüne gönderildi.
Pir Sultan Abdal, Şeyh Bedrettin, Yunus Emre, Karacaoğlan, Köroğlu, Dadaloğlu, Nazım Hikmet ve zeybeklerden derlediği türküleri grev çadırlarına, direnişlere, mitinglere, okullara, tarlalara taşıdı. Yoldaş’ın söylediği türküler ve deyişler; Sansaryan Han’ın taş duvarlarını 15’lere Ağıt olarak yıktı, Şişli Meydanı’nda kavgada düşenin çığlığı oldu. Taksim 1 Mayıs Meydanı’nda beş yüz bin emekçiyle, grev çadırlarında, fabrikalarda ve tarlalarda milyonlarca emekçinin kavgasının türküsü olarak haykırıldı ve haykırılmaya devam ediyor.
Ruhi Su Yoldaş sadece bir ozan değildi; o, inanmış bir komünist ve parti işçisiydi. 51 Tevkifatı sanıklarından Yunus Yoldaş (Şahap Bakırsan) ile yapılan bir röportajda verdiği bilgiye göre, partimizin 1973 Atılımı‘nda parti üyeliğini (pelür) yenileyen emektar yoldaşların içinde Ruhi Su Yoldaş da vardır. Yine Yunus Yoldaş’ın anlatımından biliyoruz ki, Ruhi Su Yoldaş ömrünün sonuna kadar partili kaldı ve Cerrahpaşa Hastanesi’ndeki son anlarında en son parti aidatını Yunus Yoldaş’a teslim etti.
Sonsuzluğa Uğurlanışı
Ruhi Su Yoldaş, 12 Mart cuntasında olduğu gibi 12 Eylül Askeri Faşist Darbesi’nden de nasibini aldı, baskı ve zulüm gördü. 80’li yıllarda kanser hastalığına yakalandı. Tedavisi için yurt dışına çıkması gerekiyordu ancak cuntanın koyduğu yurt dışı çıkış yasağı ANAP iktidarı tarafından da devam ettirildi; tedavi olanağı elinden alındı ve 20 Eylül 1985 tarihinde yaşama gözlerini yumdu.
Ruhi Su Yoldaş’ın cenaze töreni, 12 Eylül 1980 Askeri Faşist Darbesi sonrası ilk yığınsal eylem olarak gerçekleşti. Binlerce işçi, emekçi, öğrenci, aydın ve parti üyemizin katıldığı tören sonrasında yüzlerce insan gözaltına alındı ve işkenceden geçirildi.
Umudun ve kavganın ozanı Ruhi Su Yoldaş’ın komünist anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
20.09.2025
TKP – SAVAŞ YOLU