İşçi sınıfının kapitalist sömürü düzenine karşı savaşımında başta gelen sorunlardan biri, kuşkusuz, birlik sorunudur. Bütün kurumlarıyla tarihsel sınırlarına dayanan kapitalizm bugün hâlâ varlığını sürdürebiliyorsa, bunu büyük ölçüde işçi sınıfının dağınıklığına, bölünmüşlüğüne ve örgütsüzlüğüne borçludur. Başka bir biçimde ifade edecek olursak, tekelci burjuvazi işçi sınıfını parçalayabildiği için kapitalizm egemenliğini sürdürebilmektedir.
Bu nedenle işçi sınıfının birliği sorunu, çözümü karmaşık ve güç bir sorun olarak belirmektedir. Kapitalizm, bir yandan işçi sınıfını büyük üretim merkezlerinde bir araya getirerek birleştirirken, öte yandan rekabet ve işsizlik korkusu gibi etmenler aracılığıyla sınıf birliğinin parçalanmasına yol açmaktadır. Meslek, milliyet, din ve cinsiyet gibi farklılıklar, tekelci burjuvazi tarafından işçi sınıfını bölmek için kullanılmaktadır. Sınıfın parçalı yapısı, tekelci burjuvazinin çok yönlü saldırılarının kapsamlı bir sonucu olarak değerlendirilmelidir.
İşçi sınıfının tarihsel süreç içinde elde etmiş olduğu en temel demokratik hak ve kazanımların birer birer yok edilmesi, bu sorunu daha da derinleştirmektedir. Öyle ki bugün hiçbir emperyalist-kapitalist ülkede işçi sınıfının birliği tamamen sağlanmış değildir. Bu durum, işçi sınıfının devlet-tekelci kapitalizmin egemenliğini yıkma ve sosyalizmi kurma savaşımında büyük zorluklara yol açmaktadır.
Aynı zamanda bu parçalanma durumu, işçi sınıfının ideolojik ve örgütsel bakımdan oportünist akımların doğrudan etkisi altında tutulması anlamına da gelmektedir. Bu akımlar, sınıf siyaseti yerine kimlik siyasetini ikame etmektedirler. Tarihsel ilerlemenin ve toplumsal gelişmenin motoru olan sınıf savaşımını yadsımaktadırlar. Sınıftan kaçışın hızlandığı ve sınıfın dışında özne arandığı böylesi bir dönemde, tüm bunlar işçi sınıfı hareketine dayatılmaktadır. Legal “sosyalist” – reformist, oportünist akımlar, burjuva demokrasisine, tekelci sermayenin işçi sınıfı ve emekçi yığınlar üzerindeki egemenliğine icazet kazandırmakta, sömürücü sınıfın sömürülen sınıflar üzerindeki diktatörlüğünü meşru göstermeye çalışmaktadırlar.
Bundan ötürü söz konusu olan, işçi sınıfının nicel bakımdan birliği değildir. İşçi sınıfının çıkarlarını burjuvazinin çıkarlarına tabi kılan legal “sosyalist”, sağ oportünist akımlar, birlik sorununu salt “nicel bakımdan birlik” olarak ele almaktadırlar. Sağ oportünist, legal “sosyalist” reformist akımlar, işçi sınıfının birliği sorununa “mutlak çoğunluğun” sağlanması olarak yaklaşmaktadırlar.
Söz konusu olan işçi sınıfının sayısal birliği değildir. İşçi sınıfının savaşımının yöneticisi ve yönlendiricisi olan politik örgütünde, bilimsel komünizm ilkelerine göre, işçi sınıfının en ileri, en bilinçli ve en devrimci unsurlarının birleşmesidir. Bu örgütün işçi sınıfının ve emekçi yığınların devrim savaşımına öncülük etmesidir. İşçi sınıfının birliği sorununun özü budur.
İşçi sınıfının ideolojik ve örgütsel bakımdan parçalanması, sınıf hareketinin bütün alanlarda geri çekilmesine zemin hazırlamaktadır. Burjuva düzen siyaseti ile entegrasyon sürecini tamamlayan legal “sosyalist” reformist akımlar, “parlamenter avanaklar”, bu durumu görmezden gelmekte, sosyalist akımın legal alanda parçalanmasını normal karşılamaktadırlar. Bunlara göre sosyalist akım, işçi sınıfı içinde yerleşmemiştir, dolayısıyla sosyalist akımın parçalanması işçi sınıfının parçalanması anlamına gelmez. Oysa bu akımların sendikalara karşı tutumları, kendi iddialarını yalanlamaktadır. Oportünist akımların her biri, sendikalardan bir kesimini kendi etkisi altına çekmekte, aralarında cereyan eden grup çatışmalarını sendikalara taşımakta ve bunu işçi sınıfına yansıtmaktadır. Böylece işçi sınıfını ve sendikaları, politik alanda bir kez de kendileri parçalamaktadırlar. Sendikal birlik bugün tamamen parçalanmış durumdadır.
Türkiye Komünist Partisi – Savaş Yolu, tekelci burjuvazinin ve sınıf uzlaşmacı sarı sendikacıların yanı sıra kendisini “sosyalist” olarak adlandıran oportünist akımların işçi sınıfını ve sendikaları parçalamasına karşı ardıcıl savaşım yürütmektedir. İşçi sınıfı, bu toplumun en ilerici sınıfıdır. Toplum yaşamının sürükleyici devrimci ana gücüdür. Sosyalizm savaşımının öncüsüdür. Bilimsel komünizmin kurucusu Marx’ın söylediği gibi, birlik ise bu sınıfın en güçlü silahıdır.
A.ULAŞ DEVRİM